Okan Bayülgen Format Atıyor!

okan bayülgen format atıyor!

kapak

Sevgili dostlar…

Özellikle bu edebiyat blog’undan haberdar olmuş olanları,
burada bulunan fantastik öyküyü okumuş ya da dinlemiş,
hatta ona yorum yazmış olanları ilgilendirecek bir haberim var.

“Okan Bayülgen format atıyor!” turnesi içinde çok yakında,
sizlere kitap okumaya başlayacağım.

Aşağıda kaydını bulacağınız “sample”dan anlayacağınız gibi
ilk kitap,
Ahmet Cemal’in müthiş tercümesiyle dilimize kazandırdığı
Franz Kafka’nın “Dönüşüm”ü olacak.

Keza bu eserin daha önce başka üç önemli çevirmen tarafından yine çok güzel çevrilmiş ve nesilden nesile Türk okuyucusunun malumu olduğunu belirtmek gerekiyor.

“Gregor Samsa bir sabah uyandığında…” diye başlayan roman uzunluğundaki bu öykü,
bir sabah Gregor Samsa’nın hayatının nasıl değiştiğini anlatırken okuyucusu olan bizlerin de hayatını değiştiriyor.

Kafka,
müthiş ironisi,
bizi içten içe ürperten,
dehşete düşüren üslubuyla,
içinde bulunduğumuz sistemin bizi nasıl bir yaratığa dönüştürdüğünü,
bize,
sistemin kendisini neye çevirdiğini ancak dev bir böcek olarak uyandıktan sonra kavrayan
Gregor Samsa’nın hikayesiyle anlatıyor.

Sevgili dostlar…

Yıllardır bu sistemin içerisinde dev bir böceğe dönüşen ben de,
kendi köklerime,
radyo günlerime dönüyorum
ve size lokal bir radyodan,
belki de akla en son gelecek şeylerden birini yaparak,
kitap okuyarak,
hatta Kafka okuyarak seslenmeye başlıyorum.

Öncelikle bana bu fırsatı veren Can Yayınları’na,
romanın çevirmeni sayın Ahmet Cemal’e,
beni yayınlamayı kabul eden radyoya,
şu anda ses kaydını aldığımız Melodika’ya
ve bu basit ama zor serüvende bana desteklerini esirgemeyen çalışma arkadaşlarıma teşekkür ederim.

Bu “sample”ı dinledikten sonra üşenmez de yorum yazarsanız,
“Acaba kitapçılara bu okumaları ‘Makinakafa Yayınları’ndan sesli kitap olarak dağıtsam ne olur?”un yanıtını belki de bulabilirim.

franz kafka “dönüşüm” okuması “sample”

This entry was posted in Uncategorized. Bookmark the permalink.

“Okan Bayülgen Format Atıyor!” Yorumları

  1. canan karadağ says:

    satılırsa satın alırım , okursanız dinlerim okan Bayülgen. Eğer satılacak olursa bize ve gelecek nesil(lere) paha biçilemez bir armağan olur.çok teşekkür ederim.sesinize,nefesinize,bedeninize sağlık.

  2. eda çelik says:

    harikasın kitap okumak kadar dinlemekte ayrı bir zevk. senin sesinden olması da artısı

  3. Eray Gezer says:

    Arabada dinlemek istiyorum nerden indirebilirim yardımcı olur musunuz ? Şimdiden teşekkürler.

  4. Özlem Akmermer says:

    Büyük bir zevkle dinledim.Sesiniz insana terapi gibi geliyor.Lütfen devam edin.

  5. merve says:

    Harikasın Okan baba, dönüşümü senin sesinden dinlemek muhteşemdi.

  6. Alparslan Tekin says:

    Merhaba Okan Amca, ya da bana daha samimi gelen şekliyle, Okan! Bir gece geldi aklıma. Televizyonda programı kapatmadan önce, Böyle Buyurdu Zerdüşt’ten uyku üzerine bir bölüm okumuş, ve ardından Pink Floyd’un insanı öte bir dünyaya götüren Echoes’unu dinletip uykuya uğurlamıştın bizi. Muhteşem bir şeydi bu… İşin garibi, o günlerde ben de aynı kitabı okuyordum, ve daha da garibi, her gün Echoes’u mutlaka bir kez dinlerdim. Şimdi tekrar sesinle kitaplar dinlemek, inanılmaz bir mutluluk…
    Büyük bir çatışma vardı içimde. Yalnız hissediyordum. Ama bir yandan da biliyordum başkalarının da olduğunu. Şimdilerde kendime kızsam da, kendi neslime karşı büyük bir umutsuzluk içindeydim. Ancak, özellikle şu sıralar yanıldığımı hissediyorum. Bizler, gerçekten de, sistemin tüm ablukasına boyun eğerek, hapislerinden çıkmaya yeltenmeyen uyuşuk birkaç milyondan ibaret değilmişiz. Gezi parkı olaylarına çağdaşlarımın katılımı, ve giderek daha da entelektüel bir hal alan tepki, beni inanmaya zorluyor. Zevklerimiz, insanlığımız, düşüncelerimiz dijital bir dünyaya, oyunlara, dizilere, seksten ibaret ilişkilere sığdırılamaz! Ve devrim, içten gelir. Bunun tarifi zor. Sanırım tarifini de beceremeyeceğim.
    Konunun tüm bunlarla bağlantısına geleyim en iyisi. Yaptığın iş, bir nevi devrim bana kalırsa… Tüm bu şaşalı reklam dünyasının yanında, o dünyanın bizzat içinde olan bir herif, şimdi gelmiş böyle sade bir sitede, bize kitaplar okuyor. Ve güzel yanı, o şaşalı dünyaya artık ihtiyacı yok! O dünyayı biz besliyorduk. Yani biz derken, tüketenler işte… Ama aynı biz, sıkıldık. İşte böyle bir girişimi destekliyoruz. Ve bu destek sayesinde bu girişim başarılı olacak. Bana kalırsa bu, sistemin çarklarını kırmanın bir başka önemli yolu. O rengarenk hayal dünyasını satın almamak, kendi içimize dönmek, sorgulamak, bu sistemin oyununu bozacak en önemli şeydir. Artık inanıyorum. Azınlıksak eğer, bunun hiçbir önemi yok. Korkmamak öyle lezzetli ki… Eeeehh! Çok konuştum. Her neyse. Büyük adamsın diyecektim kısaca. Eyvallah!..

  7. Sarp Karagemicioğlu says:

    Harika bir fikir ve harika bir iş. Ben lise öğrencisiyim zamanımın çoğu yolda aynı müzikleri dinleyerek geçiyor, kitabı sadece eve geldiğimde baygın bir şekilde yatağıma kapaklanmazsam okuyabiliyorum. Bu sesli kitaplar bir ihtiyaç!

  8. yağmur güvenç says:

    harikasın iyi ki varsın. çok çok teşekkürler!

  9. Sare Hazar says:

    Çok güzel olur böyle çalışmaların kitapçılarda bulunması. Sadece görme özürlüler için değil, okuma özürlü olan bizler için ve okumaya zaman ayıramayanlar için de Araba da, yürüyüş te ev işleri yaparken güzel olur kitap dinlemek. Başarılar dilerim..

  10. Can says:

    Ticari kaygılar ‘çok fazla’ gözetilmeyerek yapılırsa, fiyatlar ulaşılabilir seviyelerde olursa(Kişi Başına Milli Gelir 10,609$ mış ama o baz alınmamalı , toplum gerçekleri gözetilmeli), tembel, az okuyan veya hiç okumayan bizim gibi bir toplum için faydalı olabilir. Toplum bilinç düzeyine de önemli katkıları olabilir…

    Ayrıca bugüne kadar genellikle görme engelliler için gönüllü olarak yapılan bu çalışmaların yine görme engelli dostlarımıza ücretsiz olması taraftarıyım… Bu şekilde ikincil bir toplumsal fayda elde edilmiş olur.

    Birçok görme engelli insanımızın azımsanmayacak bir bilgi birikimine sahip olmasında da önemli ölçüde etkili olmuşdur sesli kitaplar, umarım bu çalışmalar ile tüm topluma da bir nebze yayılır.

  11. Mehmet Bakır says:

    Böceğe dönüşüyor olduğunu belki de 40′lı yaşların başında anladın ve format atmayı düşünmeye de o zaman başladın ve özellikle İstanbul’dan sonra.. Seni anlamayan ve belki de anlamak istemediği için sevmeyenleri de ben anlamıyorum. Sesli kitap düşüncesi de yine farkını ve aydınlığını orta koyuyor, bu ülke için bence büyük değersin..

    Sağol Baba..

  12. ipek k says:

    oyle güzel olur ki.kitabi okurken canlanan hayal dünyama bu sefer kendi iç sesim degil sizin sesinizin eslik etmesi harika bir keyifti

  13. Orhan K. says:

    “Acaba kitapçılara bu okumaları ‘Makinakafa Yayınları’ndan sesli kitap olarak dağıtsam ne olur?”

    Görme engelli vatandaşlara büyük bir kazanç olur. Kitap okumaya üşenip, kitap okumaya vakit bulamamaktan yakınanlara kitap zevkiyle tanışmaları için fırsat olur. Vurgu, tonlama konusunda örnek olur. Kısacası çok güzel olur…

  14. Sengul sozen says:

    Sanki birine asik olmus gibi, kalbimde sevinc cigliklari… Beni gunlerce, aylarca yillarca dusunduren, etkiliyen sekillendiren kitab, kitabligimda, almanca, hollandaca, turkce 3 sefer Kafka var, Kafka icin. Praag sokakalarini gezmis, ablasinin evinin resmini cekmek icin, butun arkadaslarimi ucretli sokak icin bilet aldirmistim.
    Ben olmustum o bocek, ablam bocek…abim bocek…ahhh annem…koltukta yatardi, cok kilolu topal kadin…sirtinin ustune yattiginda bir bocek gibi sanki karninin uzerine hic donemiyecek bacaklari kollari havada cirpinacak…..istiyordum bazen, kinle dusunuyordum..olse keske, geberip gitse…. Hayat bu kadar aciz ise, zor ise, insani insanliktan cikartiyor, bu sekle sokuyorsa, hep zavalli, hep cekmis, hep somurulmus, hep kullanilmis, hep iste sikayetci yapmis ise…yasama be…. Kafka yi her yerde…. Sistemin, ailenin, kendinin kolesi yapan onlarda bende gordum…gozlerim yasariyor, bogazimda dugum var, annemi cok seviyorum, utanc duydum, suclu hissettim annem bir bocek deil, boyle dusunmemeliyim dedim…annemin okumasi yazmasi yok, annem ben gormedim sizin gorun, ben yemedim siz yeyin, ben okuyamadim, sizin okuyun diyen kadin..ahh anneme okumadim hic bir kitab sesli, neden okumadim..neden anlatmadim ona neden …. Kitabligimda binlerce kitab..ona hic bir tanesini okumadim….bu sayfayi saklamali anneme dinlemesni saglamaliyim… Okan bey… Size nasil tesekur ederim bilemiyorum…annem olmedi, cok sukur annem yasiyor, annem e dinletmek icin gec deil. Anneme kitab okumak icin hic gec kalmadim…. Tesekur ederimmmmm…

  15. Hakan says:

    Merhaba Okan abi,

    Fazla zamanınızı almamak adına yapılan bütün olumlu yorumların altına imzamı atıp nacizane fikrimi belirtmek isterim. Kafka mutlaka okunması gereken çok önemli bir yazar ancak önceliği bu toprakların yetiştirdiği yazarlara verseydiniz daha iyi olmaz mıydı? Bir Oğuz Atay’ı, Sabahattin Ali’yi, Yaşar Kemal’i hatta bir Orhan Veli’yi, Cemal Süreya’yı, Sezai Karakoç’u senden dinleyerek yaşadığı coğrafyayı tanıyıp daha sonra dünya edebiyatını keşfe çıkmak bence Türkiye’nin gençleri için daha faydalı olacaktır.

    Fikrinize, emeğinize ve yüreğinize sağlık.

  16. Koray Çağlar says:

    Yapılan bütün yorumları heyecanla okuduğunu yazmışsın Okan Abi. Abim benim. Sen Türkiye’de milyonlarca gencin abisisin. Abimizsin. İmreniyoruz sana, özeniyoruz. Okumak güzeldir. Okumak ufkunu açar insanın. Aslında çok okuyan birisi değilim. Düşünmekten okuyamıyorum. Okumadan geçirdiğim boş saatlere üzülüyorum bazen. Bazen bunlarla geçiyor zaman. Üzülmekle, pişmanlıkla. Sabırsızım. Her şey bir an önce olsun istiyorum. Yazmak istiyorum. Okumak güzeldir, okutmanın güzelliğini düşünemiyorum. Yazmak güzellikten öte olmalı. Çok farklı bir haz olmalı. Yazmak istiyorum. Yazıyorum. Fakat kimseye okutamıyorum. Çünkü insanlara anlatamadığım şeyleri yazıyorum. Başka bir şey yazamıyorum. Çiziyorum. Bir adam çiziyorum. Adamın elinde bir sigara oluyor. Gözleri dalmış belirsiz bir noktaya doğru. Yalnız bir adam. Geceleri uyumayan. Çayı çok seven bir adam. Yemek düzeni olmayan birisi. OTDÜ’de fizik bölümünü sağ-sol davaları ve maddi sıkıntıları yüzünden bitirememiş bir adam. O adamın abileri de var. Dört tane abisi var. Ama aslında yoklardı. O adam evlendi, İstanbul’a yerleşti. Bir çocuğu oldu. İyi bir işi vardı. İkinci çocuğu oldu. Artık iyi bir işi yoktu. İşi vardı fakat iyi değildi. İki haftada bir görürdük yüzünü. Uzaktaydı. İkinci çocuğu küçüktü daha. Hatta ikinci çocuk 10 yaşındayken o adamdan bir keresinde harçlık istemişti okula giderken. O adam para verememişti ikinci çocuğuna. İkinci çocuk para alamadığı için üzülerek yürüyordu okuluna. Kapalı bir hava vardı, hatırlıyorum. İkinci çocuk 10 yaşındaydı, birde üçüncü çocuk vardı. Henüz 5 yaşında. Küçücük. O adamı yeni yeni tanıyor, yeni yeni farkına varıyor tam anlamıyla. Babasıyla yeni yeni tanışıyor(tam anlamıyla). Fakat o adam bu sefer iyi bir iş buluyor. İyi bir iş fakat o kadar iyi değil aslında. Çünkü daha da uzakta bir yerde. 2 haftada bir gelebileceği bir yer değildi bu sefer. Ailesi için gitmek zorundaydı. Zor zamanlar geçiriyordu, evin reisi olarak. Gitti. Hatırlıyorum gittiğini. Çok uzaktı gittiği yer. Gittikten bir kaç gün sonra ikinci oğlu onunla telefonda konuşamamıştı. Telefonu eline aldı, “baba” dedi. Ağlamaya başladı ve bıraktı telefonu. Ağladı. Konuşamadı çünkü bu kadarına alışık değildi. O adam aylar sonra izne geldi. Saat getirdi çocuklarına. Diskmen getirdi ikinci çocuğuna. Mutluyduk fakat yine gidecekti. 2 haftanın sonunda yine gitti. Ve 10 yıldan aşkın bir zaman böyle sürdü. O adam yalnızdı. Uzaklarda tek başınaydı. Biz yine iyiydik. O bir başınaydı. Geçen sene o adam uzaklardan geldi. Temelli gelmişti. İstifa etmişti uzaktaki işinden. Geçen sene ikinci çocuk 19 yaşındaydı. Yatığı iş aslında iyi bir işti. Fakat Türkiye’de olmuyordu. Denedi. Olmadı. Geçen sene yine bir iş buldu. Yine uzaktaydı. 23 Nisandı gittiği gün. Geçen sene 23 Nisan. Gitti. Çalışmak için. 6-7 ay sonra geri döndü fakat izne gelmişti. Gidecekti yine. 5 günlük bir izindi çünkü işler çok yoğunmuş orada. 5 gün çok güzel geçmişti. O adam 5 günün sonunda tekrar gitti uzağa. Yine gitti. 2 hafta sonra geri geldi hemen. Bu sefer temelli gelmişti. Bir daha hiç bir yere gidemeyecekti. Şimdi bakıyorum da 10 yıl ne kadar çabuk geçmiş. Gittiğinde 10 yaşımdaydım. Şimdi yaşım 20. Çok ani geldi. Keşke hiç gitmeseydi. Ondan öğrenmem gereken o kadar çok şey vardı ki. Bazen o kadar özlersiniz ki, hasta olmak istersiniz. Onu görmek, onunla konuşmak. Delirmek istersiniz. Bir babadan daha fazlasıydı. Arkadaş mı desem, abi mi desem bilemiyorum. Yıllar boyunca yaptığı şey 3 çocuk ve 1 kadın için çalışmaktı. Çok sigara içerdi, alkol kullanırdı. En başta dediğim gibi uyku düzeni yoktu. Yemek düzeni yoktu. Kalp krizi. 6 ayı geçti, hala inanamıyor insan. O belki namaz kılmazdı, oruç tutmaz dua etmezdi, belki inanmazdı fakat o iyi bir insandı. Hayatta tek inandığı şey bilim olan bir mizahçıdan, bir çizerden be kötülük beklenir ki zaten değil mi ama? O iyi biriydi. Şimdi yakın bize. Onu istediğimiz zaman ziyaret ediyoruz. O bizimle. İzleri kesinlikle silinmeyecek beynimden. Rüyalarımda bana söylediği cümleler çıkmayacak aklımdan. Ölümünden bir kaç ay sonra rüyamda gördüm. Bir filmden konuşuyorduk. Alışveriş merkezi gibi bir yerdeydik. Bana dediği şey; “hayatta her şey istediğin gibi olsun.”. Bu cümle nasıl çıkabilir ki aklımdan. İyi biriydi. Sende iyi birisin Okan Bayülgen. İşte yazmak böyle bir şey. Bir anda geliyor. Akıyor bir anda. Parmaklarından dökülüyor cümleler, gözlerinden yaşlar beraberinde dökülüyor bazen. Yazmak rahatlatıyor insanı. Çok fazla uzattım evet. Zaman ayırıp okuduysanız eğer ve sıkılmadıysanız, mutlu olurum. Gerçekten. Umarım sıkılmamışsınızdır. Bu arada yazıya burada başladığım için yorumu yüklemek istedim. Değerli Okan Bayülgen, kusura bakma abicim. Seni sevdiğimi bilmeni isterim.

  17. ozgul kucuk says:

    “Ne olmuş bana” diye bu tonda mı düşünülür?

    ozgul

  18. Rafet seven says:

    kendi adıma okumayı söktüğümden beri (biraz geç oldu) kendim okumayı tercih ederim. Günümüzde cocuğuna masal okuyan aileler pek yok ticari bakarsan yürür gibi. Vicdanen ailelere böyle kolaya kacmak için bir kapı acmak ve zaten zedelenmiş bağlara bir yeni sini eklemek gibi(bilemedim). Aksine aileler kendileri okumalı masalı buna teşvik daha hoş olur gibi geldi. Radyoda kitap okumak dersen cok güzel ziyadesiyle her gün acıp dinlemem ama okumandan dinlediğim kadarıyla ilgimi ceken bir kitabı satın almama vesile olursun. Sesli kitap fikir olarak şık duruyo ama üzerinde uzun zaman düşünülmesi gerekir gibi bence..

  19. Ferda Ak says:

    Mutlaka kitapçıların raflarında yer almalı.Sadece bu değil tüm okumalarınız.Bu büyük ve çok anlamlı hizmetiniz için size ne kadar teşekkür etsek az.

  20. Pınar says:

    Tek kelimeyle harika

  21. Cemal Yılmazer says:

    Sesine hayran olan ben, küçük yaşta başladım radyoda dinlemeyi seni. Hafta içi saat sekizde. Bana göre bu yaptığın büyük bir armağan..

  22. ozgul kucuk says:

    Ben yorum yazarım ama senin yerinde olsam görme özürlülere sorardım.

    ozgul

  23. tuba yüksel says:

    Okan Bey merhaba,

    Projeniz beni çocukluğuma götürdü. 34 yaşındayım ve 5-6 yaşlarımdayken trt’de çocuklara yönelik bir program olurdu. Programda bir kişi kitabı sesli okur ve bir yandan da kitaptaki olayları canlandırırdı. Böylece o yıllardan itibaren kitap okurken olayları zihnimde canlandırmayı bir alışkanlık edindim. Sizin sample’ı dinlerken de benzer his uyandı içimde.

    Ayrıca bu seslendirmeler, aynen yurtdışında olduğu gibi, cd olarak da piyasada yaygınlaşabilir.Sadece engelli kişiler için değil, trafik çilesini bir eğlenceye dönüştürebilir.

    Özetle, projeniz çok heyecan verici, destekliyorum.

    Kolaylıklar diliyorum.

    Tuba Yüksel

  24. hatice tastan says:

    baba bunları tekrar tekrar gözlerimizi kapayıp dinleme keyfinden bizleri mahrum bırakmamak adına şu sesli kitap projesini hızlandırsan tadından yenmez! Sesin o müthiş sesinden kitap dinlemek enfes şey..

  25. ppnar says:

    Eğer okuduğumuz bir kitap bizi kafamıza vurulan bir darbe gibi sarsmıyorsa, niye okumaya zahmet edelim ki?
    ….
    Bir edebiyat öğretmenim vardı lisede çok sevdiğim. Öğrendiğiniz her şeyi unutun demişti. Edebiyat güçlüdür, edebiyat umuttur,aradığınız herşey onda sesime kulak verin.. ve okumaya başlamıştı, yarış atı gibi üniversite sınavına hazırlanan bizlere Kafkanın DÖNÜŞÜM’ünü… ” her birimiz sınava çalışmayı bırakıp sadece kitap okumuştuk ve inanın sadece kitap okuyarak hepimiz üniversiteyi kazandık:) mucizeydi.. ve hep derim ki eğer biri Kafka’dan haberdarsa sağlamdır ondan korkulmaz:)

    Ve siz zekasına hayranlık duyduğum saygıdeğer adam… Ben çok küçükken annem sizi izlerdi neden izlediğini anlamazdım bir türlü ve hoşlanmazdım da:) Fakat bir gün bana dedi ki : Okanı izlemek ve dinlemek günün bütün yorgunluğunu alan sıcak bir kahve gibi. Bir gün sende dinleyeceksin Okan’ı, Cem Karacayı ve nicelerini ..

    Nefesinize, yüreğinize sağlık…

  26. negatifelektrik says:

    orjinal fikirler ,keskin bir zeka ve harika bir ses birleşince ne mi olur:okan bayülgen

  27. Onur says:

    Sen neden bu kadar mükemmelsinki. Öyle iyi şeyler yapıyorsun ki

  28. pinar says:

    Harikasin Okan. Muhtesem bir hikayenin, muhtesem anlatimin harika bir sesle bulusmasi. Cok iyi bir is yapiyorsun. Is yerinde gun bounca bilgisayara bakan ve aksamlari kipkirmizi ve akan gozlerle kitap okuyamamak cok uzucuydu. Ama artik okuyamadigim gunlerde de eksik kalmiyorum. Kaldi ki bu yaptigin is sayesinde cocuklar ve gencler daha fazla kitap kulturu edinecek. Gorme engelliler icin faydasina deginmeye gerek bile yok. Devam et lutfen.

Yorum Yaz