Robert Louis Stevenson – Dr. Jekyll ve Mr. Hyde 4. Bölüm

Jekyll ve Hyde 4. Bölüm

jekyyl and hyde

 

 

robert louis stevenson ”dr. jekyll ve mr. hyde” okuması “4. bölüm”

hd film izle

Posted in Uncategorized | 10 Comments

Robert Louis Stevenson – Dr. Jekyll ve Mr. Hyde 3. Bölüm

Jekyll ve Hyde 3. Bölüm

jekyyl and hyde

 

 

robert louis stevenson ”dr. jekyll ve mr. hyde” okuması “3. bölüm”

Posted in Uncategorized | 13 Comments

Robert Louis Stevenson – Dr. Jekyll ve Mr. Hyde 2. Bölüm

Jekyll ve Hyde 2. Bölüm

jekyyl and hyde

 

 

robert louis stevenson ”dr. jekyll ve mr. hyde” okuması “2. bölüm”

Posted in Uncategorized | 8 Comments

Robert Louis Stevenson – Dr. Jekyll ve Mr. Hyde 1. Bölüm

Jekyll ve Hyde

jekyyl and hyde

 

Babalar!

Park’ın ikliminde yaşamayı sürdürüyoruz.

Ben, editör ve sesçi arkadaşlarım müzikli oyunu yazmayı çoktan bitirdik.

Okuma provalarına başladık.

Geceleri topluca taşındığımız Melodika stüdyolarında “Jekyll ve Hyde” seslendirmelerini sürdürüyoruz.

Bir gözümüz Twitter’da, bir gözümüz haber kanallarında, aklımız sevdiğimiz insanlarda.

Gelelim bize…

Bugünlerde sürekli geceye “direnen” bu çalışma grubunda hiç kadın olmayışı bizim çocukların daha da “zarafete” düşmesine yol açtı.

Koca adamlar arasında “Karnın acıktı mı canım?”, “Bir dal sigaranı lütfeder misin?”, “Aman! Klimanın altındasın. Ceketimi vereyim mi?” cümleleri sarf edilebiliyor.

Bu heriflerin hepsinden çok sıkıldığımı itiraf etmeliyim. Bana, evimden uzun yıllardır ayrıymışım ve bunlarla yaşamaya mecburmuşum gibi geliyor.

Belki onlara da ben öyle geliyorumdur.

Şu anda içinde bulunduğumuz stüdyonun nöbetçileri, gece gelip sabaha karşı ayrılan bu tipleri pek anlayamıyorlar. Ne de olsa burası reklamcılara hizmet veren bir stüdyo.

Ben de son yıllarda reklamcıların nasıl olup da işlerini bu kadar erken bitirdiklerini anlayamıyorum.

Benim tanıdığım reklamcı adam –ki bu on sene önce öyleydi– yazarı, grafikeri, kreatifiyle sabaha kadar kafa patlatan adamdır.

Son yıllarda reklam üretiminin böylesine munkabız ve copy-paste olmasında, bu “eve erken varma tutkusu”nun bir rolü olsa gerek.

Tabii ki bu yazının amacı, reklam dünyasından dostlarla kafa bulmak değil. Hatta üretim alanlarını geceler boyu bana terk ettikleri için minnettar olduğumu dahi söyleyebilirim.

Yalnızca kendimi düşünerek yıllarımı kaybettim.

Yalnızca kadınları düşünerek de yıllarımı kaybettim.

Yalnızca parayı düşünerek belki birkaç dakika kaybetmişimdir.

Yalnızca kızımı düşünerek kitap seslendirmesi yapmaya başladığımdan beri bu geçmiş yıllarıma acıyorum.

Türkçemiz gibi muhteşem bir dili okuduğum, yazdığım ve konuştuğum için şükrediyorum.

Sanat mektebinin bana kazandırdığı konuşma yeteneğini yıllar yılı işe yaramaz konuşmalar yaparak geçirdim.

Televizyonda söylediklerimin yüzde doksanını çöpe atabilirsin.

Radyo her zaman daha iyidir ama onun da yarısını çöpe at.

Demek istediğim; kafamın içerisinde “Haydi! Şunu da yap! Şuraya da git! Bu işi de çöz!” diyen bir sürü adam dolaşıyor.

Gün ışırken bu adamlardan birkaç tanesini tepelemiş olarak uykuya dalabiliyorum.

Zaten doğası, bir adama neyi vermiştir ki?

Ortalık sakinleşince biraz kestirebilmek, geri kalan zamanda çalışmaktan gayrı… Buna kısaca “baba aslan sendromu” diyoruz.

“Jekyll ve Hyde”dan dehşetli bir şeyler bekleyenlere uyarı!

Öncelikle yüksek bir edebiyat eseri dinlediğinizi unutmayınız.

Okudukça aynı isimli kitabın bu ilk öyküsünü burada sizlerle paylaşacağım.

Bana bu imkanı sağlayan Can Yayınları’na (@canyayinlari) ve kitabı dilimize kazandıran Duygu Akın’a (@duygu_akin) minnettarım.

Şimdi sizleri, yaşadığınız bu korkutucu dünyaya göre daha masum bir öyküyle baş başa bırakıyorum.

İyi dinlemeler…

İyi dinlenmeler…

 

robert louis stevenson ”dr. jekyll ve mr. hyde” okuması “1. bölüm”

Posted in Uncategorized | 38 Comments

O. Henry – San Rosario Dostları 4. ve Son Bölüm

o. henry “hikayeler” okuması “4. ve son bölüm”

ohenry

 

Posted in Uncategorized | 80 Comments

O. Henry – San Rosario Dostları 3. Bölüm

o. henry “hikayeler” okuması “3. bölüm”

ohenry

 

Posted in Uncategorized | 38 Comments

O. Henry – San Rosario Dostları 2. Bölüm

o. henry “hikayeler” okuması “2. bölüm”

ohenry

 

Posted in Uncategorized | 31 Comments

O. Henry – San Rosario Dostları 1. Bölüm

kısa bir ara…

ohenry

 

Sevgili dostlar…

Gezi Parkı direnişinin yarattığı iklim hepimizi etkiledi.

Ben de olaylar devam ettiği sürece gözünüzün, kulağınızın her an gelecek yeni haberlerde olacağını düşündüğüm için www.okanbayulgen.fm ve Radyo Trafik’ten kitap okumayı kestim.

Bu arada ne mi yaptım?

Büyük ihtimalle Eylül ayında sahneleyeceğim bir “müzikli oyunu” yazmaya başladım.

Editör arkadaşlarım Enes Buladı ile Tolga Üyken’in, aramıza yeni katılan “kitap kulübü kadınları” Elif Durmaz ile Eda Sivas’ın, yine yazar ajansımızın yeni kazanımları Ela Başak ile Alper Atalan’ın ve Selin Atasoy’un katkılarıyla oyunu bitirmek üzereyiz.

Birkaç gün içerisinde yol durumu izin verirse oyuncularla okuma provasına başlayacağız.

Umuyorum ki Gezi Parkı iklimi yeni politikacılar yarattığı gibi yeni yazarlar da yaratacaktır. Ya da tanıdığımız yazarlar mutlaka bu konuda yazacaktır. Ben bu süre içerisinde zaten kafamda olan bir öyküyü yazmaya çalıştım.

Çok bir şey beklemeyin. Basit bir müzikli oyun ya da kabare denemesi bu… Adını Moliere’in “Kadınlar Mektebi” ve yine onun kadar ünlü “Kadınlar Mektebi’nin Eleştirisi” oyunlarından alıyor.

Şimdilik mutfaktan haberler bunlar.

Bu arada, İnkılap Kitabevi’nden Müşerref Gürel çevirisiyle yayımlanan “O. Henry/Hikayeler”den bir hikayeyi sizler için seslendirdim. Bugünlerde yorulan ruhlarımızı sakinleştirerek sade, kabussuz, saf bir uyku uyumamıza vesile olsun diye…

Belki de Kafka, Zweig ve Goethe’den sonra O. Henry’nin basit gibi görünen ama her yaştan insanı hemen sarabilecek hikayeleriyle biraz durulmak istedim sanırım… Yalnızca bir öykü okuyacağım. Bu gece ve üç gece daha…

Tanımayanları, on beş yaşımda keşfettiğim bu harikulade yazarla tanıştırmak da benim için ayrı bir mutluluk olacak.

O yaşlarda, sabaha karşı annemle yeni bir kitap arayışı içerisinde evin kütüphanesinin önünde buluştuğumuzda bana hep “Arka arkaya çok ağır şeyler okuyorsun. Bazen basit ve güzel hikayelerle, mizahla ruhunu dinlendirmelisin” derdi. Onun, o günkü yaşlarına erişince daha iyi anladım bunu.

Edebiyat, hiç bitmeyecek bir aşk, müthiş bir yol arkadaşı… Bu uzun yolda favori yazarlarımızı başka yazarlarla aldatmanın ne sakıncası olabilir? Bu bir öyküyü dinlemeyi bitirdiğimizde diğerlerini de okumanızı öneriyorum.

Yakın zamanda www.okanbayulgen.fm ve Radyo Trafik’ten Can Yayınları’ndan çıkan Robert Louis Stevenson’ın “Dr. Jekyll ve Mr. Hyde” adlı eserini okumaya başlayacağım.

O. Henry okumaları için fikirlerinizi merak ediyorum. Dinledikten sonra “Yorum Yaz” bölümüne tıklayarak benimle paylaşırsanız mutlu olurum.

İyi dinlenmeler…

İyi dinlemeler…

 

o. henry “hikayeler” okuması “1. bölüm”

Posted in Uncategorized | 176 Comments

okan bayülgen format atıyor!

okan bayülgen format atıyor!

satranc

 

Babalar!

Stefan Zweig’ın dünyaca ünlü eseri “Satranç”ı okumak için tekrar Melodika Stüdyosu’ndayız.

Ülkemizde nedense sesli kitaplar,

çok iyi niyetli üniversite girişimleri dışında pek düşünülmedi ve aranmadı.

Halbuki “çok koşuşturmalı” hayatımızda gören gözler de,

göremeyen gözler kadar ihtiyaç duyuyor sesli kitaplara.

Düşünen beyinler olsun ya da olmasın isterse,

özellikle gençler,

televizyonun sesini açık bırakacaklarına uyurken,

kitap dinlesinler bir yandan.

Benim derdim, çocuğuma birkaç sesli kitap bırakmak.

Nasıl Paris’te masal plağı ararken “Küçük Prens”i buluyorsam “Gerard-Philipe”den…

Ve “Elmer”i “Jacques Brel”den…

Nasıl ben okuduysam bir vesileyle “Winnie The Pooh”yu “Doğan Kitap” için…

Bugün de evde herkesin uyuduğu saatlerde,

birkaç kitap seslendirebilirim,

gecenin karanlığından çalarak.

O zaman “İstanbul dinler beni gözleri kapalı”,

siz de belki “İstanbul”u dinlersiniz büyüyünce o,

gözlerinizi kapatarak!

Kim bilir?

Bu kitabı da radyodan ve okanbayulgen.fm’den yayınlayacağız, çok yakında.

Ama yayınlamayacağımız,

yalnızca sesli kitap olarak çıkaracaklarımız,

çocuklar için resimleyerek aplikasyon yapacağımız masallar da olacak yakında.

Bana, bu işleri Makinakafa Yayınları’ndan yayınlamam için yorumlarınızla verdiğiniz desteğe teşekkür ediyorum.

Bu basit edebiyat blog’una yazdığınız bütün yorumları heyecanla okuyor, dikkatle dinliyor ve mutlu oluyorum.

Böylece ben hep “geceleri çalmış” oluyorum.

Ya siz?

Daha iyi bir fikri olan tabi ki bana yorum yazabilir.

Can Yayınları’na ve kitabı Almanca aslından çeviren Ayça Sabuncuoğlu’na teşekkürlerimi sunuyorum.

stefan zweig “satranç” okuması “sample”

okan bayülgen Melodika’da

Posted in Uncategorized | 189 Comments

Okan Bayülgen Format Atıyor!

okan bayülgen format atıyor!

kapak

Sevgili dostlar…

Özellikle bu edebiyat blog’undan haberdar olmuş olanları,
burada bulunan fantastik öyküyü okumuş ya da dinlemiş,
hatta ona yorum yazmış olanları ilgilendirecek bir haberim var.

“Okan Bayülgen format atıyor!” turnesi içinde çok yakında,
sizlere kitap okumaya başlayacağım.

Aşağıda kaydını bulacağınız “sample”dan anlayacağınız gibi
ilk kitap,
Ahmet Cemal’in müthiş tercümesiyle dilimize kazandırdığı
Franz Kafka’nın “Dönüşüm”ü olacak.

Keza bu eserin daha önce başka üç önemli çevirmen tarafından yine çok güzel çevrilmiş ve nesilden nesile Türk okuyucusunun malumu olduğunu belirtmek gerekiyor.

“Gregor Samsa bir sabah uyandığında…” diye başlayan roman uzunluğundaki bu öykü,
bir sabah Gregor Samsa’nın hayatının nasıl değiştiğini anlatırken okuyucusu olan bizlerin de hayatını değiştiriyor.

Kafka,
müthiş ironisi,
bizi içten içe ürperten,
dehşete düşüren üslubuyla,
içinde bulunduğumuz sistemin bizi nasıl bir yaratığa dönüştürdüğünü,
bize,
sistemin kendisini neye çevirdiğini ancak dev bir böcek olarak uyandıktan sonra kavrayan
Gregor Samsa’nın hikayesiyle anlatıyor.

Sevgili dostlar…

Yıllardır bu sistemin içerisinde dev bir böceğe dönüşen ben de,
kendi köklerime,
radyo günlerime dönüyorum
ve size lokal bir radyodan,
belki de akla en son gelecek şeylerden birini yaparak,
kitap okuyarak,
hatta Kafka okuyarak seslenmeye başlıyorum.

Öncelikle bana bu fırsatı veren Can Yayınları’na,
romanın çevirmeni sayın Ahmet Cemal’e,
beni yayınlamayı kabul eden radyoya,
şu anda ses kaydını aldığımız Melodika’ya
ve bu basit ama zor serüvende bana desteklerini esirgemeyen çalışma arkadaşlarıma teşekkür ederim.

Bu “sample”ı dinledikten sonra üşenmez de yorum yazarsanız,
“Acaba kitapçılara bu okumaları ‘Makinakafa Yayınları’ndan sesli kitap olarak dağıtsam ne olur?”un yanıtını belki de bulabilirim.

franz kafka “dönüşüm” okuması “sample”

Posted in Uncategorized | 1,039 Comments